Marka Aşkı Yaratmak

Esasında bir başka başlık daha atılmak istense muhtemelen ‘Markalarınızı insanlara nasıl sevdirirsiniz?’ olurdu. Çünkü bu yazımızda son yıllarda türemiş yeni bir terim olan ‘brand love’ yani marka aşkını irdelemiş, ve bazı can alıcı soruların cevabını vermiş olacağız. Tüketicilerinizin nazarında marka aşkı kavramını nasıl yaratırız sorusundan önce elbette ki geçilmesi gereken bir takım süreçler ve cevaplanması gereken başka sorular vardır. Bunlardan en başta geleni; köklü ve insanların zihinlerinde yer etmiş, gerek duygusal gerek zihinsel olarak insanlarla bir bağlantısı olan markaları tespit edip, yaratıldığı ilk andan günümüze kadar gelişlerinin araştırılması ve örnek alınması gerekir. Fakat örnek alma asla kopyalamaya dönüşmemelidir. Birçok pazarlamacının ortak görüşü olan ‘Marka tek ve özgün olmalı‘ sözünün uygulamaya dönüşmesi uzun ve meşakkatli bir yoldur. Marka yaratıldıktan ve tanıtım süreçlerinde kullanılacak olan çeşitli, farklı ya da herkesin başvurduğu pazarlama stratejilerinin de öncesinde markanın yaratım aşaması hepsinden de önemli bir süreçtir aslında. Sonrasında uygulanacak olan pazarlama stratejileri de ürüne göre uygulanmalı, her pazarlama stratejisi çok  zekice denilip uygulanmaması gerekir. Şayet öyle olursa diğer ürünlerden hiçbir farkı kalmaz markanızın. Markalar yaratılmadan önce ortada en yalın haliyle olması gereken çok farklı ve özgün şartlarını barındıran bir fikir, gidişatın olumlu ya da olumsuz olacağının önceden habercisidir bir bakıma. Dünyadaki hemen hemen herşeyin merkezinde insan vardır. Dolayısıyla tüketicinin merkezinde olduğu algısı göz ardı edildiği müddetçe her ne iş olursa olsun başırılı olunması mümkün değildir. İnsanların neye ihtiyacı var ya da ne istiyorlar, bütçeleri ne durumda, ürettiğin ürün gerçekten onların ihtiyacını giderebilecek kapasitede mi? Ya da tüketici hedef kitlen sadece bir topluma mı uygun yoksa global bir ürün mü yaratmak istiyorsun? Global bir ürün yaratmak istediğin takdirde hemen hemen her toplumla ilgili spesifik ayrıntılara hakim olunması gerekir. Hiç sordunuz mu kendinize? Neden Amerika’daki Coca Cola firmasının tadı ile Türkiye’de tüketilenin tadı çok zıt kutuplarda. Neden Türkiyeden Amerika’ya seyahat eden bir tüketici Türkiye’de Coca Cola dışında bir marka almazken; Coca Cola yerine Pepsi alıyor? Peki o tüketicinin gözünde kendi ülkesine döndüğünde Coca Cola ile ilgili marka algısında değişikler gözlenir mi? Özellikle yiyecek ve içecek sektöründe hangi yöreye ürünlerinizi sunuyorsanız, o yörenin kısa tabiriyle damak zevkine hakim olmanız gerekir. Müslüman ülkelerinde menüsünde domuz eti bulunan bir McDonalds’a gidilmeyeceğini ya da Amerika’da veya diğer birçok ülkede çay yerine filtre kahvenin daha sık tüketildiği dolayısıyla  bir Çaykur markasını çok satamayacağınızın farkında olmanız gerekir. Kısacası hedef tüketiciniz kim? Yerel mi yoksa global mi düşünüyorsun? Buna karar verdikten sonra globallikse eğer hedef noktan, yapılması gereken daha çok iş var demektir araştırma ve sunma adına. Çünkü şu kesinlikle bilinmesi gerekir ki; Amerika gibi karışık toplumları ve ulusları barındıran ülkelerin dışında Hindistan, Türkiye, İngiltere ya da Fransa gibi kendine has kültürleri ve tek dini görüşleri olan ve bunu büyük bir hassasiyetle korumaya çalışan ülkelerde markanı sunmadan önce büyük bir araştırma sürecinin içinde bulmalı firma kendini. Gerekirse çeşitli anketler, röportajlar yapılmalı markanın sunulacağı toplumdan insanlarla, ya da daha önceki global markaların girişimleri sonucu başarı ve başarısızlık öykülerinden örnekler çıkartılmalıdır.,